casino siteleri slot siteleri
levent escort kozyatağı escort küçükçekmece escort maslak escort mecidiyeköy escort
casino siteleri slot siteleri
buca escort
beylikdüzü escort
Netteki Blog

SoruYorum – İnanç Nedir? İnançsız İnsan Olabilir Mi?

17.03.2022
64
SoruYorum – İnanç Nedir? İnançsız İnsan Olabilir Mi?



Bugünün konusu belki de hayatta varolmamızla temelinden ilgili olan “İnanç” mevzusu. İnsanı hayvanlardan ayıran en büyük özelliği onlara göre çok daha gelişmiş bir beyne sahip olması. Bu gelişmiş beyin bir şey gördüğünde sürekli olarak “Bu acaba nasıl oldu?”, “Bunu kim yaptı?”, “Bu neden burada?” gibi sorular sorup gördüğü şeyin kaynağını bulmadan ya da nedenini anlamadan rahatlayamayan bir sisteme sahip. İşte insanın inanç ihtiyacı da aslında bu noktada buna paralel olarak başlıyor. Pek sevgili Sinan Canan bu konuyu sizler için ele aldı. İyi seyirler.

00:00 Giriş
00:56 İnanmak vs Bilmek
02:05 Hayvanlarda İnanç Sistemi
02:29 İnsanın Zekası
04:15 Geçmiş, Gelecek ve Şimdiki Zaman
06:24 İnsan Beyninin Yan Etkisi
07:52 Bunu Kim Yaptı, Nasıl Oldu?
08:32 Bu Dünyayı Kim Yaptı?
09:13 Anlam İhtiyacı
09:43 İnanç İhtiyacı
10:37 İnançsız İnsan Olabilir Mi?
10:51 İnanmanın ve İnanmamanın Ortaklığı
12:15 Yokluk İspatı
13:19 Bu Dünyayı Anlamlandırmak Zorundayız
13:34 Ötekileştirme ve Sindirilmemiş İnançlar
15:34 İnanç Meselesi Neden Önemli?
16:14 Doğuştan Gelen İnanç
17:50 İşlevli ve İşlevsiz İnançlar
18:50 Hepimizin İnanca İhtiyacı Var
19:45 Son Söz

YDS Academy “SoruYorum” programına destek olmaktadır: https://ydsacademy.com/

AçıkBeyin’e Katıl!:
https://www.youtube.com/channel/UCwTFqq1xsRrwl5D2xwkJrPw/join

SoruYorum – İnanç Nedir? gibi videolarımızı görmek ve takip etmek istiyorsan kanalımıza abone olmayı ve zili açmayı unutmayın;

► https://bit.ly/AçıkBeyin

Önce kendimizin sonra da toplumun olumlu ve faydalı yönde dönüşümüne katkı sağlamak için buradayız…

AçıkBeyin Eğitim ve Danışmanlık
”Kendine İyi Bak… Göreceksin!”

Daha fazla bilgi için:
0 (216) 356 49 69

AçıkBeyin: http://www.acikbeyin.com/
Facebook: https://www.facebook.com/acikbeyin
Instagram: https://www.instagram.com/acikbeyinegitim/
Twitter: https://twitter.com/AcikbeyinEgitim
Linkedin: https://tr.linkedin.com/company/açıkbeyin

Etiketler:

Yorumlar
  1. Aslı Korkmaz dedi ki:

    Ya hocam seviliyosunuz ağzınıza sağlık

  2. MostaFoxz dedi ki:

    14:23 hazır olsaydı adil olmazdı tanrının adaletsiz olması dengeyi bozardı bu düzen kurulamazdı

  3. Ergin Hayal dedi ki:

    söze başlamadan belirtmek isterim ki tamamen bir münazara olması amacıyla gayet muhabbetşinas tavırlarla yazıyorum. yermek, tu kaka yapmak amacı güdmüyorum.

    somutlaştırmada ince bir hata gördüğümü belirtmek isterim. taş ile sopayı birleştirmek ile hiç var olmayan bir taşı ortaya çıkarmak farklı şeyler. yani insan ben bunu yapıyorsam bu diğerlerini kim yaptı sorusunu baltadan yola çıkarak soramaz. çünkü bu bilişsel sürecin gelişimini izah eden bir örnek olur. inanç ise tamamen bunun tersi olan bilişsel düzeyin hiç bulunamayacağı bir düzlemde ortaya çıkacaktır. yani beni yaratan doğadaki diğer materyallerin montajından değil doğrudan atomlardan yaptığına göre tıpkı taşın kendi bütünselliği gibi insanın da bütünselliğini göz ardı etmemek gerekiyor burada bir hata oluşuyor. yani bir örnekte hammaddeden diğerinde ise ara malından söz ediliyor örneklemek gerekirse. Ayrıca böyle fikirlerden yola çıkılarak inanç anlaşılmaya çalışılacaksa en başta bilinemeyenin inaç olduğunu yani bir iddiada bulunulamayacağını çünkü iddianın bilinenin bir sonucu olarak var olabileceğini düşünmemiz gerekiyor. Yani tanrı fikrinin ortaya atılması tamamen farklı otoritelerden, güneşten, kraldan, kişinin kendinden daha muktedir olandan gibi tanrıdan daha eski öğrendiği beşeriyata dair otorite fikrinin en uç örneklemesi olarak gelişiyor. Kaldı ki bunu konuşmanız içinde siz nakletmiş oluyorsunuz aslında. (ya demek bunları da biri ya da bir şey yapıyor) diyerek ilk tasarımı insanın yaptığını dile getirmiş oluyorsunuz ona atıfta bulunuyorum. öte yandan mantıken bu doğru Tanrı inanç hususunda düşünülen ilk şey olamadığı gibi kendisi bir tasarımdır. detaylarına baktığınızda tanrının insanın diğer şeylerden öğrendiklerini atfettiği bir tasarım olarak ortaya çıktığını göreceksiniz. Fakat bu demek değil ki ben tanrı yoktur diyorum. İnanmak bunu bilmediğini ve var olduğunu ümit ederek böyle bir arayışa girdiğini hissetme halidir. Söyleme hali bile değil ki kalsın bunu iddia etmek… Ancak kesin olduğunu bildiğiniz bir şeyi iddia edebilirsiniz. Tanrı vardır demek tanrıyı bilmek demektir. ona inanmak bambaşka bir şeydir. Bir şeyin bilinmesi ise onun ne olduğunun nasıl davranacağının da bilinmesi anlamına gelmektedir. örneğin cama sert bir biçimde vurursanız kırılacaktır. bu bilgidir. cam vardır ve ıspatı böylelikle mümkündür. illa somut olması gerekmez soyutluklar da vardır. Örneğin müziğin ahengi vardır ve nasıl davranacağını en çok da nörolojiyi de ilgilendirdiği için siz bileceksiniz. fikirler vardır mesela öyle ki kitleleri harekete geçirebilecek ya da bir nesneyi geliştirebilecek idealler bunu ıspatlayacaktır. Ancak tanrının varlığı ıspatlanamazdır. Tam da bu nedenden inanmak gerekir. Ancak siz inancı anlatırken doğrudan tanrıyı betimler ve bunu tam konunun ortasına koyarsanız. bu inancı değil de bilgimsileştirilmiş anlatının kabulüne katkı sağlamaya çalışıyor olursunuz. maalesef bir bilim insanı olarak katılacaksınızdır ki yalnızca söylemle ve daha fazla söylemle bir şeyi var etmek mümkün değildir. O şeyin edebiyatını, külliyatını var etmek mümkündür ancak bu yolla.

    Ayrıca bununla yetinmeyenler için:
    Bilgiyi bilinirliği işaret eden varlık meselesi. yani inancı değil de bilmeyi sağlayan şey sınırları tanımlamak zorundadır. ancak o sayede bir şeyin varlığını iddia etmek mümkün olabilir. Tanrının varlığının iddiası ise yanında sınırsızlığıyla paket halinde gelmektedir. Sonsuz, hudutsuz denilen bir sürü şey vardır. bu bir dil yanılgısıdır. sonsuzluk tekildir. bir sonsuzluktan bahsedildiğinde başka bir sonsuzluktan söz etmek mümkün değildir çünkü birinin bir yerde bitip diğerinin başlaması gerekiyor ki bunlar iki ayrı şeydir diyelim. ancak sonsuzluk çizgisel de değildir. paralel sonsuzluklar kesişen sonsuzluklar olamaz olursa bu paralel ya da kesişen geçişlerde sonları görünüyor olacaktır. dolayısıyla her şey tek bir sonsuz içinde devinmektedir. en güzel sıfatlar ve en çirkin sıfatlar aynı sonsuzun içindedir. bilgi ve inanç aynı sonsuzun içindedir. Daha çok uzun anlatılabilecek detaylar var elbette ancak inanmak ile bilmek ve bilgi kaynaklı iddia etmek apayrı şeyler. İnanmak tanrının varlığını düşlemek gibidir. Din ise bunların hiç biriyle ilgili değildir. Din her iki ana kaynağın nimetlerini edebiyatla harmanlayan bir takım ahlak arayışı bir yaşam biçimidir. sevene güzeldir esasları bellidir yaşarsınız. "Aklımızın yetmediği" gibi bir şey söylemişsiniz. Bence aklınızın yetmediği bir şey sizin için değildir. ama din bunca katman arasında oldukça basittir. inanç ile din karıştırılmamalıdır. din ile ahlak da öyle. inanç ile ahlak ya da bilgi ile ahlak da öyle. İnanç konuşurken "Bunu kim yaptı?" ya gelmek çok çok uzun diyaloglar ister. halbu ki siz hemen oraya geçmişsiniz. Bunu inanç değil de "tanrı inancı nedir" olarak güncelleseniz daha hoş olur gibi. Ancak yine sadece yanlı bir anlatım. bir misyonerlik uğraşı gibi algılanabilir.

    Toparlamak gerekirse, inanç nedir gibi bir başlığın altında hem inancın mekanik yönünden yani işleyişinden hem de inanmanın edimlerinden, bize kalanından, neviinden ve neliğinden ayrı ayrı bahsetmek gerekiyor gibi. İşin içinde "bu çok net ya" minvalinde ifadelere yer vermekten ziyade inancı daha tasavvufi düzeyde ele almak gerek. Ben din karşıtı filan da değilim herhangi bir etiketim yoktur. Tabii olduğum bir akım filan da yoktur. Dinleri de çok gerekli bulurum. Din güzel şeydir. Hatta öyle ki tüm bu düşünüşlerin ilerleyen felsefenin bence bel kemiği dinlerdir. Bu anlamda çok kıymetli buluyorum. Ve benim nasıl yaşadığım tabi ki bana kalmak şartıyla inandığı dinin insana kötü bir şey yaptırmayacağını ancak insanların bazen onun dışına çıkıp çıkmamış gibi davranarak bu kötülükleri yapabileceğini düşünüyorum burada suçu çoğunlukla insanın özüne bulurum. Bunun yanında… Bakınız göreceksiniz ki inançlıyım diyen devasa milyarlarca insandan oluşan bir güruh sadece literatürel ve kültürel anlatılardaki bilgiselleşmiş yapıyı öğrendiği kadarıyla ya da muazzam öğrenmiş olsun tüm bilinebilir detaylarıyla öğrenmiş kabul etmiş ve bilgi olarak taşımakta ve yaşamaktadır. Onların içinde inancın sıcaklığı yoktur. Çünkü aslında yaptıkları şey inanmak değil bilmektir. Ancak tüm bu öğretilere rağmen bunun böyle olduğunu iddia edemediği yerde inanç başlar ve orada kişinin kendi tasavvufunu kurması, yapılandırması gerekir. İlkel bir dürtü olan şey ise bahse konu skolastik gibi ilerleyen sistematik inanç değil inançlarla oluşturulan tasavvurdur. yani yadsınamaz inanç ihtiyacının anlamlandırdığı nokta kişisel tasavvuftur. Her inanan tasavvuf ehli olmalıdır. Allah inancı ancak bununla mümkündür. Diğeri ise Allah bilgisi olur. Bu Allah bilgisi, ya da din bilgisi ya da din yetkinliği, ya da dine tabii olma meseline verilen genel ismin inanç olması bir dil yetersizliğinden ileri gelmektedir. Bunun asıl ismi yol tutmak gibidir. Yaşam tarzı da eksik kalıyor ama denilebilir. Aslında mesele eksik kalmaz da Yaşam tarzı ifadesi o kadar yozlaştırılmış ki anlamı düşük bir hale gelmiştir. Evet din mensubu olmayı tanımlarken kullanılabilecek ifadelerin özenle seçilmesini iyice zorunlu hale getiren bu political correct meselesi de ne diyeyim olmaz olaydı. Ama özeti şu ki ben Dine inanıyorum ben hristiyanım filan dendiği esnada aslında denilen şey ben hristiyan öğretiyi kabul ediyorum. ya da ben dinin söylediklerini kabul ediyorum. Bunu dağarcığıma aldım ve bu ön kabulle yaşamımı şekillendiriyorum. Anlamına gelmektedir. Bu da inançtan çok bilişselliğe işaret etmektedir. Neyse mevzu çok karışmadan…

    Çok düzgün anlatamamış olabilirim. Zaten böyle bir yorumda çözülünebilecek uzlaşılabilecek mevzular değil elbette ancak belki yorum okumayı seven birilerine bir şeyler ifade eder. Bir fikir uyandırır diye düşünüyorum. Amacımız münazara etmek , muhabbet etmektir bunun ötesinde aşırılıklara lüzum yoktur. İnsanca konuşabileceğini insanca değerlendirebileceğini tartımlayabileceğini düşündüğüm bir kitlenin buralara bakacağını düşünerek yazdım. Durum bundan ibarettir.

    Ayrıca elimden Geldiğince Sinan hocanın videolarını izlemeye gayret ediyorum içerikler için çok teşekkürler.

  4. bilal başlılar dedi ki:

    '' Emin olmak '' vardır = İman etmek… Kuranda da ey iman edenler diye geçer, ey inananlar diye değil… Bu emin olma durumuna''' akıl ile deney gözlem ile sezgi ile içe doğma ve bilirkişi yolu ile vee diğer özellikler ile ulaşılabilir

  5. Esat Gül dedi ki:

    Çıkış noktası konusunda hem fikirim. İnsanın inanç konusunda oluşturduğu yapılar olduğunun da farkındayız. Fakat bunların hepsi bizim belirli ihtiyaçlardan dolayı uydurduğumuz ve “mış” gibi yaptığımız şeyler. Hayatın çıplak haliyle anlamsız oluşunu insan sizin de belirttiğiniz sebeplerden dolayı kabullenemiyor. Ancak bir yaratıcı vs. var mıdır sorusunun cevabını ise ne yaparsak yapalım bilemeyeceğimizi düşünüyorum. İnanç da bazı insanlar açısından burada devreye giriyor. Bazıları açısından ise girmiyor.

  6. KemalCan Gülcü dedi ki:

    Çok güzel konuları ele alıyorsunuz

  7. Muhammed Furkan Kaya dedi ki:

    Hocam , türkçe aksanıza ve teleffuzunuzu çok seviyorum. Yorumlarınız biz z kuşağını aydınlatıyo

  8. ünal şahin dedi ki:

    Salaklığın gönüllü olanıdır.

  9. Minel Barışan dedi ki:

    Anne ve babanız çok şanslı hocam sizin gibi bir çocukları olduğu için bu konulardaki farkındalığım zayıfmış çok teşekkür ederim öyle ihtiyacım olan bilgiler verdiniz ki…

  10. Murad Memmedli dedi ki:

    🇹🇷🇦🇿❤️

  11. Yorgunum X dedi ki:

    Inancsiz bi dünya insana uygun bi dünya degil ama inanclaru gelismeyen insanlarin ildugu bi dünya cehennemden farksiz degil

  12. Yıldız Turan dedi ki:

    Akışa direnmek çok insani bir tepki olabiliyor, hayatın bizi sürüklediği noktaya şu veya bu sebeple direnebiliriz; ancak akışı tümden reddetmek ve hayatın sabit durduğunu iddia ederek, değişimi, yolculuğu kökünden reddetmek oldukça akıldan uzak bir yorumdur.
    Demem o ki istesek de ismesek de bu hayat denizinde belirli yönlere doğru ilerliyoruz ve bu akışı durdurmamız mümkün değil. O HALDE NEDEN GEMİNİN DÜMENİ BİZİM ELİMİZDE OLMASIN?!
    İnkar, ancak zaman kaybıdır, ama etraflıca değerlendirip kendi inancına yön vermek, işte akıllı insan bunun peşinde olmalıdır. Sonuçta kulaktan dolma inananlar da, inanmadığını iddia edenler de bir hikayeye tav olup birilerinin gemisine binmiş, ilerlemekte… Dümenimizin hakimiyeti bizde olsun derim😉
    Açık beyinlere saygı ve selamlar🌷

  13. Arayanlar dedi ki:

    Yine çok faydalı bir içerik olmuş. Emeğinize sağlık. Benim videom nasıl olmuş sizce? https://youtu.be/ZVHlulFyGgk

  14. Ahmet Ahmet dedi ki:

    Saçma ve basit bir yorumlama olmuş. Bir kere temel argümanınız yanlış. Her insan bir şeye inanmak veya inanmamak zorunda değil. Bir şeyin varlığına inanmamak yokluğuna inanmak anlamina gelmez. Yorumlariniz bu varsayim üzerinden gitmiş ki genel bir yanılgıdır bu… bir şeye inanmiyorsam o konuyu düşünmeye değer bir konu görmediğim içindir. Ateist ve agnostiklerin çoğu da bu şekildedir yani din konusu gündemlerinde yoktur. Mesela afrikada bir yerde 8 bacaklı pembe bir fil olduğuna ya da uzayda uçan spagetti canavarı olduğuna inandığınızı söylerseniz sizi onun da yokluğuna ikna etmeye çalışmaz hiçkimse. Isterseniz var olduklarina inanabilirsiniz ama karşıdaki varlığına da yokluğuna da inanmak zorunda değildir bunların.

  15. Elias K dedi ki:

    Ne kadar cahil bir adam ilmi olmadan nefsine göre konusuyor

  16. Ubeyd Tuncer dedi ki:

    Boş lakırtı yapmış bu sinek efendi yine.
    RİSALE-İ NUR OKUYUN kurtulun …

  17. KURTULUŞ dedi ki:

    Baltayı araştıracam bi icatı araştıracamda şu kusursuz kainatın tek Yaradanına inanmamakta kendimle inatlaşacam istediğin kadar baltayla sapla örnek ver bir gram ileri gidilmez senin bidiklerinle zaman kaybı oldu benim için

  18. Barış İbrahim Karatepe dedi ki:

    İnanmak ihtiyaç mıdır?

  19. Gülsüm Gündüz dedi ki:

    İhtiyacımız olan herşey vardır. Tanrıya ihtiyaç duyuyorsak bu ihtiyaç tanrının varlığının ispatı.

  20. han gksl dedi ki:

    Know-Bilmek;
    gözlem, sorgulama veya bilginin (information) deneyimlenmesi yoluyla farkında olmak.
    deneyim ile elde edilen bilginin (information) farkında olmak.

    örnek; "ben bir sandalyede oturuyorum." bu cümlenin ifade ettiği bilgiyi (knowledge) ben biliyorum! (yani bildiğim bu bilgiye inanmam gerekmez) ancak siz okuyucuların "inanmak/inanmamak"tan başka bir çaresi yoktur.

    ve inanmanız/inanmamanız durumunda bu cümlenin ifade ettiği gerçeği (bilgiyi (knowledge)) bilemezsiniz.

    Bilgi (Knowledge) türkçede tek bir kelime olarak her yerde kullanılır ancak deneyiminiz yoluyla elde ettiğiniz bilgi (information) artık sizin bilginiz (knowledge) olur.
    ve bildiğiniz (know) bir şeye, inanmanız/inanmamanız (belief) (yada daha da derinde iman(faith) etmeniz/etmemeniz) söz konusu olamaz.

    ancak benim sandalyede oturduğuma inanmanız/inanmamanız (hatta iman etmeniz/etmemeniz) size sadece vakit kaybettirir. sadece bilmiyor olursunuz (you don't know! but you may/can (or not) believe/faith!).

    inanmak/inanmamak gerçek bilgi (knowledge) içeremez.
    nesnel bir kanıt varsa eğer bu zaten inanç olmaz, bu bilmek (know) olur.
    inanç için bir nesnel kanıta gerek yoktur, öznel olarak güvendiğiniz herhangi bir şeylerin sizi ikna etmesi yeterlidir.

    ha derseniz "her şey bir rüya ve aslında tüm bu deneyimlediklerimiz zaten göreceli yorumlardır", o zaman orada da hataya düşeriz;
    zira öznel algılarımız görecelidir ve "ortak noktalarda" buluşulan "daha az göreceli" gibi algılanan "*fikirler" yada "*gerçeklik" vardır;

    örnek: iş yerinde ofisteki masada çalışan 3 arkadaş, "önlerinde duran masaların" gerçekliği konusunda ortak bir bilgiye (knowledge) sahiptir. işte bu örnekteki ortak noktalarda buluştuğumuz "daha az göreceli" olarak algıladıklarımız (gözlem, ölçüm, vb..) bizim gerçekliğimiz olmaktadır.

    *fikirler: "deneyimlenebilen fikirler" (test,gözlem, ölçüm vb)
    *gerçeklik: "dünya düz değildir", …

    aradaki farkı gayet net açıklayan bu videoya bir bakmanızı umarım;

    https://youtu.be/QXQsPj56NvI

    TDK sözlüklerinde İnanç ve bilmek kelimeleri anlam olarak aşağıdaki gibi açıklanmış;

    bilmek;

    BİLİM VE SANAT TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ

    Ruhbilim Terimleri Sözlüğü – 1974

    bilmek

    Türkçe: haberdar olmak, İngilizce: know

    Herhangi bir şeyi, başka şeylerden ayırmaya yarayacak biçimde öğrenmiş olmak.

    inanç;

    BİLİM VE SANAT TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ

    Yöntembilim Terimleri Sözlüğü – 1981

    inanç
    Türkçe: itikat, iman, İngilizce: belief

    Kişiliğin derinliğine sızmış ve tüm öteki süreçlerde yansıması olan en süreğen biliş ve inanışlardan her biri.

    Felsefe Terimleri Sözlüğü – 1975

    inanç
    Türkçe: itikat, İngilizce: belief, Fransızca: croyance, Almanca: Glaube

    Bir şeyi güvenle doğru sayma tutumu. Bu anlamda:

    1. Yeterince gerekçesi bulunmayan, kesin olmayan bir şeyi doğru sayma; us (akıl) yoluyla genel geçer bir doğrulama yapmadan, başkasının tanıklığı üzerine kurulmuş kanıtları, hiç bir kuşku duymaksızın onaylama.

    2. Öznel olarak yeterli olan, ama nesnel olarak yeterli olmayan gerekçelerden ötürü bir şeyi doğru sayma. Bu:

    a. usa uygun,

    b. duygulara uygun,

    c. istemeye uygun bir kanı ve onaylama olabilir.

    3. Bütün yapıp etmelerimizin temelinde bulunan yaşamadan gelen zorunlulukla dış dünyanın (nesnelerin, başka benlerin, Tanrı'nın) var olduğunu kabul etme; bilimsel, ahlaksal, estetik ve fizikötesi açıklamalarda, önermelerin doğruluğunu onaylama.

    4. (Hume'da) Alışkanlık kavramı ile bağlılık içinde temel kavramlardan biri: Bir algı ya da anıya bağlı duygu ; Hume'a göre var olma, algılanmış olma ile aynı şey olduğundan var olma algılanmadan edinilen bir inançtır.

    5. Kişisel düşünmeye dayanmayan, ortaklaşa düşüncenin yansısı olan onaylama ve inanış. (Sanı olarak inanç.)

    6. Yabancı bir yetkenin etkisiyle bir şeyi doğru sayma; bu anlamda inanç, inanılan, özellikle dinsel alanda doğru sayılan şeydir.

    Hemşirelik Terimleri Sözlüğü – 2015

    inanç
    İngilizce: belief

    1. Kararlı ve güçlü yargı, (önkabul).
    2. Doğruluğuna ilişkin yeterli bilgi olmadan bir önermenin doğruluğunu ve gerçekliğini benimseyici yahut reddedici (öntavır).
    3. Bir düşünceye gönülden bağlı olma.

    ——————————————–

    ve dolayısı ile inanmak yerine bilmeyi tercih etmek, bilmenin (know) inanç gerektirmesini kapsamaz aksine deneyiminizin (gözlem, ölçüm, test, tecrübe vb) sonucudur!