Hz. Musa Hayatı Kısaca Biyografisi

Hz. Musa hayatı hakkında bilgi edinmek isteyenler için hazırlamış olduğumuz bu içeriğimizin birçok kişiye faydalı olacağını umuyoruz. Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen ve İsrail oğullarına gönderilmiş olan Peygamber Hz. Musa (a.s)’dır. Musa peygamber hakkında merak edilenler ve çok daha fazlası için hazırladığımız Hz. Musa hayatı kısaca biyografisi içeriğimizi ödevleriniz için kaynak olarak kullanabileceğiniz gibi Peygamberimizi daha yakından tanımak içinde okuyabilirsiniz.

Allah tarafından görevlendirilmesinden önce insanlara kendisini ilah olarak tanıtan bir firavuna karşı dimdik durması ve halkı doğruya yönlendirmesi için gönderilen Hz. Musa (a.s) Peygamberin dikkat çeken hayatı hakkında neler biliyorsunuz? Doğumunun ardından annesi tarafından Nil nehrine bırakılan peygamberimizin büyüleyici hayatından öne çıkan detaylara yer vereceğiz.

Hz Musa Hayatı

Hz. Musa Hayatı Kısaca

Hz. Musa (a.s), İsrail Oğullarından “İmran” adındaki bir kişinin oğludur. Mısır topraklarında dünyaya gözünü açan Musa’nın da içinde bulunduğu İsrail Oğulları Mısır bölgesinde çoğalarak toplamda 12 kabileye ayrılmıştır. Bu kabilelere “Beni İsrafil Esbatı” yani “İsrail Oğullarının Torunları” denilmektedir. Bu kabilenin giderek çoğalarak yayılması Mısır’ın eski halklarından Kıptilerin hoşuna gitmiyordu. İsrail Oğullarının çoğalmasını önlemek için onlara eziyet eden Kıptiler Beni İsrail kabilesinin üyelerinin dedelerinin şehri olan Kenan yurduna dönmeleri & gitmelerini engelliyordu.

Mısırlı kahinlerden birisi “Kabus bin Musab” isimli hükümdara (Firavun) şu haberi vermişti; “İsrail Oğullarından gelecek bir çocuk, Mısır devletinin çöküşüne neden olacak.”. Bu haberi alan Firavun ve ona bağlı ordusu İsrail Oğulları kabilesi içerisinde tüm yeni doğan çocukları öldürmeye başlamıştı. Tüm bu olayların ortasında dünyaya gelen Hz. Musa’nın öldürülmemesi için annesi onu bir sandığın içine koyarak Nil nehrinin kenarına bırakmıştır. Daha sonrasında Firavun’un zevcesi Asiye nehrin kenarında rastlamış olduğu bir sandığın içerisinde masumca neler olup bittiğini anlamaya çalışan minik ve sevimli bebeği çok sevmiş ve onu evlatlık edinmiştir. Hz. Musa’nın Asiye tarafından evlatlık edinildiğini öğrenen öz annesi bir yolunu bularak kendisini bu çocuğa süt anneliği yapmak için tayin ettirmiştir.

Hz. Musa, ileride kendisinin karşısında duracak ve ona düşman olacak Firavun’un sarayında besleniyor ve büyüyordu. Sarayda büyüyen Hz. Musa bir gün sokakta İsrail Oğullarından birisi le kavga eden Kıpti kabilesinden birisine bir tokat atarak onun yere düşerek can verdi. Hazret-i Musa atmış olduğu bu tokattan ve davranışından pişman olması ve Firavun’dan korkması nedeniyle şehri terk ederek Medyen’e gitti. Medyen şehrinde “Safura” ile evlenen peygamberimiz, aradan geçen bir sürenin ardından Mısır’a dönmek için zevcesini de yanına alarak yola çıktı. Bu yolculuğu sırasında Tûr dağına uğrayan Musa, uğramış olduğu bu dağda Allah tarafından kendisine peygamberlik görevi verildi. Allah, Hz. Musa’yı büyük kardeşiyle birlikte Firavun’u dine çağırmak için görevlendirildi.

Hz. Musa (a.s)’ın eli ay gibi parlayarak elindeki asasından dilediği vakit bir ejderha beliriyordu. Yüce Allah tarafından Hz. Musa’ya verilen bu mucizevi güç içerisinde bulunduğu dönemde Mısır ve çevresinde yaygınlaşan büyücülüğe benzetildi. Musa peygamberimizin bu mucizesi Firavun tarafından bir büyü zannedilmişti. Firavun tüm büyücülerini toplamış ve Hz. Musa’ya meydan okumalarını sağlamıştı. Firavun’un tüm büyücüleri Hz. Musa karşısına geldiğinde peygamberimizin asası ile gerçekleştirdiği mucize karşısında dehşete düşerek bunun bir büyü olamayacağını kabul ederek hepsi iman etti.

Halen kendini ilah olarak gören ve bu davasını savunmayı sürdüren Firavun ve ona inanan Kıptiler (Mısır’ın eski halkı), Hz. Musa’nın tüm mucizelerine rağmen onan inanmamakta ısrar ediyorlardı. Bunun üzerine bir gece Musa Aleyhi selam İsrail Oğullarını toplayarak Mısır’dan uzaklaştı. Süveyş denizinin yanına geldiklerinde koskoca denir bir mucizeyle birlikte yarılarak toplamda on iki farklı yol oluşturdu. İsrail Oğullarına bağlı on iki kabile bu yolları kullanarak karşı tarafa geçti. Hz. Musa ve İsrail Oğullarını takip eden firavun ve ona bağlı ordusu peygamber efendimiz ve ona inananların karşıya geçmesiyle birlikte tekrardan kapanan ve tek parça haline gelen suların içinde boğularak can verdiler.

Yalnızca Firavun’a ait ceset suyun dalgalanmasıyla birlikte sahilde belirmişti. Kendi ölümlü bedenine güvenerek, bir yaradan olduğunu unutan ve kendisini ilah olarak tanıtan bu kişi tüm insanlığa ibret olmuştu. Hz. Musa Aleyhi selam bir rivayete göre, Kenan şehri hududuna yakın bir bölgede 120 yaşında vefat etmiştir. Bu tarih Hazret-i Adem devrinin 3.868’inci, Mısır’dan çıkışlarının ise 40. yılına denk gelmektedir.

Hazret-i Musa “Kelimullah” olarak da anılmaktadır. Yüce Allah’ın kendisiyle arada bir vasıta olmaksızın doğrudan nasıl olduğu bilinmeyen bir şekilde konuştuğu için verilen bu isim onun büyük bir Peygamber olduğunun göstergesidir. Görevi süresince dağınık bir halde yaşamını sürdüren İsrail Oğullarını bir araya getirmeyi başaran, onları esir hayatından kurtaran ve özgür bir toplum haline getirmeyi başaran Peygamberdir. İsrail Oğulları zaman içerisinde tüm mucizeleri akıllarından çıkarmış ve zaman zaman yoldan çıkarak dinlerini unutmuşlardır. Bu süreçte sık sık yeniden esaret hayatına mahkûm olmuşlardır.

Yorum Yapın