Hz. İbrahim’in Hayatı Kısaca

Peygamberlerimizi ne kadar iyi tanıyoruz? Onların hayatları hakkında ne kadar bilgiye sahibiz? Bu yazımızda Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen peygamberlerimizden altıncısı olan Hz. İbrahim’in Hayatı Kısaca ele alınacak ve sizlerle paylaşılacaktır. Babil’in doğu kesiminde yer alan Dicle ve Fırat ırmaklarının arasında bulunan bir bölgede dünyaya gelmiştir.

Hz. İbrahim’in Hayatı Kısaca Özeti

Kur’an-ı Kerim’de Allah tarafından “Halil” dost şeklinde nitelendirilen ulu’l-azm (Allah’ın emirlerini gerçekleştirme konusunda en fazla dikkat ve titizlik gösteren peygamberler) mertebesinde yer alan Hz. İbrahim’in (a.s.) hayatı hakkında birçoğumuz hiçbir şey bilmiyoruz. Resûlullah’tan (s.a.v.) sonra insanların en erdemlisi olarak sayılır.

Hz. İbrahim'in Hayatı Kısaca

Hz. İbrahim (a.s.) doğduğu dönemde Babil’de yaşamını sürdüren Keldanî adındaki bir kavme gönderilmiştir. Bu kavmin putlara karşı olan saygısı oldukça üst seviyedeydi. Öyle ki putların özel olarak yapıldığı ve onlara insanların taptığı puthane adı verilen yerler bulunmaktaydı. Keldanî Kavmi, yalnızca putlara tapmakla kalmıyor aynı zamanda yıldızlara da tapıyordu. Allah, medeniyetten uzak kalmış ve inançtan yoksun bu topluma örnek olması ve onları yönlendirmesi için Hz. İbrahim (a.s.) ‘i gönderdi.

Hz. İbrahim (a.s.) peygamberimiz, görmüş olduğu her yıldız, ay ve güneş için “Rabbim Budur” şeklinde bir söyleyişte bulunmuştur. Fakat gördüklerinin hepsi birer birer solup gidince “Ben böyle sönüp batanları sevmem.” diyerek bunların hiçbirinin ilah olamayacağına inanmıştır. Hz. İbrahim (a.s.) “Hiç şüphesiz ben, bir tevhid ehli olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratmış olan Allah’a yönelttim, ben müşriklerden değilim.” diyerek inancını bir olan Allah’a yöneltmiştir. Rabbi, Hz. İbrahim (a.s.) peygamberimize “Müslüman ol!” dediğinde, Hz. İbrahim (a.s.) şu cevabı vermiştir;

“Rabbi ona “Teslim ol” dediğinde “Âlemlerin Rabbine teslim oldum” demişti.” (Bakara suresi, 131. ayet)

Hz. İbrahim’in Mucizeleri

Hz. İbrahim’in Hayatı Kısaca anlatılırken elbette mucizelerinden bahsetmemek olmaz. Peygamberimiz Babil halkına uzun yıllar boyunca süregelen bir şekilde hak dinini, dünyayı, ahireti, ölümü ve yeniden dirilişi anlatmıştır. Keldanî Kavmine putların onlara hiçbir şekilde fayda sağlayamayacağını defalarca dile getirmiş fakat bir türlü onları bir olan Allah’a inandıramamıştır.

Halk, tapmış oldukları putların bulunduğu puthaneyi bir gün harebeye dönmüş olarak görünce, putların bu hale gelmesinde Hz. İbrahim (a.s.)’in parmağı olabileceğini düşünmüş ve Hz. İbrahim (a.s.)’i çağırarak şu soruyu yöneltmişlerdir;

                “Ey İbrahim! Tanrılarımıza bu hareketi sen mi yaptın?”

Hz. İbrahim (a.s.) peygamberimiz kendisine yöneltilen bu soruya şu şekilde cevap vermiştir;

“Belki onu, şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorsa onlara sorun!” (Enbiyâ Suresi, 62-63. Ayet)

ve sözlerine şu şekilde devam etmiştir;

                “O halde Allah’ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de Allah’ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Hâlâ akıllanmayacak mısınız?” (Enbiyâ Suresi, 66-67. Ayet)

Hz. İbrahim (a.s.) tarafından yapılan bu savunma, putlara tapmakta olan halk için onun suçlu olarak görülmesi adına yetmişti. Allah inancı bulunmayan bu halkın lideri olan Nemrud, İbrahim’in ateşte yakılması kararını vererek hazırlıkların başlamasını söylemiştir. Halk hazırlamış oldukları ateşin alevi olabilecek en şiddetli ve hararetli halini almasının ardından Hz. İbrahim (a.s.) peygamberimizi ateşe atar. Ancak ateşin ve her şeyin sahibi olan Allah, ateşe şöyle bir emir vermiştir;

                ““Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol.” dedik.” (Enbiyâ Suresi, 69. Ayet)

Böylece Hz. İbrahim (a.s.) efendimiz ateşten kurtulmayı başardı.

Yorum Yapın