Harese ne demek ?

Harese Ne Demek?

harese ne demek

Son zamanlarda özellikle İslam üzerine yapılan TV programları ve sayfalarda oldukça sık bir şekilde karşılaştığımız “Harese” kelimesi, birçok kişi tarafından merak uyandırıyor. İnternet üzerinde fazla bir kaynak bulunmamasından dolayı bu konuda bilgi sahibi olmak zorlaşıyor. Sizin için Harese kelimesinin ne anlama geldiğini araştırdık.

Harese Kelime Anlamı

Harese kelimesini birçok kaynak eski bir Arapça kelime olarak tanımlıyor. Özellikle hırs, haris, ihtiras, muhteris gibi kelimelerin, Harese kelimesi üzerinden türetildiğine dair bir söylem mevcuttur. İnternet üzerinde yaptığımız araştırmalara göre Harese kelimesiyle ilgili Zülfü Livaneli’nin “Huzursuzluk” kitabında yer alan popüler bir hikâyenin olduğunu gördük. Gelin bu hikâyeye yakından bakalım.

Harese Kelimesinin Hikâyesi


Zülfü Livaneli tarafından kaleme alınan “Huzursuzluk” kitabında Harese kelimesine dair kısa bir bölüm mevcuttur. Bu bölümde öncelikli olarak Harese kelimesinin eski Arapça diline dâhil olduğuna ve hırs, ihtiras, muhteris gibi kelimelerin bu kelimeden türetildiğine değinilir. Ayrıca bu kelimelin ne anlama geldiğini anlamamız için detay içeren bilgiler verilmektedir.

Livaneli ele aldığı kitabının Harese kısmında, bu kelimenin doğrudan develer ile ilgili olduğuna değinmiştir. Develer burada çöl gemilerine benzetilir. Develerin oldukça dayanıklı olduğu ve susuz bir şekilde günlerce, kilometreleri bulan yolculuklar yapılabildiğini biliyoruz. Kitapta da develerin bu özelliklerine değiniliyor. Ayrıca develerin çölde oldukça fazla bir şekilde sevdiği bir diken olduğuna değiniliyor. Develer bu dikenleri çok sevdiklerinden dolayı gördükleri yerde kopararak çiğnemeye başlıyorlar. Ancak bu dikenler oldukça sert ve keskin olduklarından dolayı devenin ağzında yaralanmalara sebebiyet verirler. Tabi yaralanan deve ağzında kanamalar meydana gelir. Yaradan gelen bu kan, devenin hörgücünden gelen tuz ile birleşir. Bu tuz içeren kanın diken ile ortaya çıkardığı tat, devenin oldukça hoşuna gider. Bu yüzden deve dikenleri yemeyi asla bırakmaz. Tabi yedikçe de dikenler tarafından daha ciddi şekilde yaralanır. Kanaması artar ve deve bu ya kan kaybından ölür ya da ağzında bulunan kanın fazlalığından dolayı kendi kanında boğulur. İşte kitaba göre bu olaya Harese denir.

Kitapta bu hikâye anlatılır ve hırs, ihtiras kelimelerine dikkat çekilir. Hemen ardından Ortadoğu’ya göndermeler yapılır. Tarih boyunca Ortadoğu ülkelerinin birbirlerini öldürdüklerini ve Harese durumuna düştüklerine dair bilgiler verilir.

İnternet üzerinde yaptığım araştırmalarda Zülfü Livaneli’nin kitabında yer alan bu hikâyeye birçok kaynakta erişim sağladım. Bu kaynaklar arasında bazı sosyal medya siteleri de yer almaktaydı. Ancak birçoğu İslam konulu kaynakların olduğunu gördüm. Ancak bu hikâyeyi ilk olarak İslam kaynakları mı yaydı yoksa Zülfü Livaneli mi bu konuda herhangi bir bilgiye sahip değilim. Ancak hikâyenin ana teması incelendiğinde Livaneli’nin de bu konudaki bilgisinin İslam konulu halk hikâyelerinden gelme olduğunu tahmin edebiliyorum. Yani kısaca devenin içinde bulunduğu, dikeni yiyerek zevk alarak kendi kendini öldürmesi durumuna “Harese” ismi veriliyor diyebiliriz.

Harese Diken midir?

Yaptığım araştırmalarım sonucunda Harese kelimesinin başka anlamları olabileceğine dair kanıtlara da ulaştım. Yukarıda verdiğim bilgiye göre Harese kelimesi aslında devenin içinde bulunduğu durumu ifade ediyordu. Yani harese kelimesi aslında karmaşık bir olay zincirini ifade etmekte kullanılan kısa bir kelimeydi. Ancak bazı kaynaklarda Devedikeni denilen bir diken türüne de Harese denildiği ile karşılaştım. Hiç kuşkusuz bu dikenin bahsi geçen hikâye ile ilgili olarak, devenin yediği diken türü olabileceği kanısına vardım.
Ancak bakıldığında devedikeni bitkisinin papatyagiller ailesine ait bir bitki olduğunu gördüm. Dikenli yapısı bana hikâyeye uydurulabilir gelse de develerle herhangi bir ilgisinin olmadığını gördüm. Çünkü bu bitki Akdeniz ikliminde sulak alanların çevresinde bulunan, kuru topraklarda yetişiyor. Özellikle ülkemizde fazlasıyla yol kenarlarında falan görülebiliyor.

Ancak yine de eski kaynaklarda develerin yediği Harese isminde dikenli bir bitkinin olabileceğine dair bir araştırma yaptım. Ancak maalesef bu konuda kesin bir bilgiye yer veren bir kaynak bulamadım. Ancak bu ihtimal yine de aklımızın bir köşesinde kalsın.

Harese Hikâyesinin Doğruluk Payı

Zülfü Livaneli tarafından kaleme alınan hikâye oldukça güzel bir konuya değiniyor. Gerçekten de hırs insana zevk veriyor. Devenin dikeni yeme konusundaki doyumsuzluk gibi sürekli olarak hırsına kulak veriyorsun. Hırs vücudu ele geçirince, gözlerin hiçbir şeyi görmüyor ve başka kimseyi dinlemez oluyorsun. Sonunda hırsın seni ele geçiriyor ve hırsın verdiği zevk sayesinde durmak bilmiyorsun. Olay bir öyle bir yere geliyor ki hırsının verdiği zarar baştan aşağıya seni kaplamış. Bu şekilde hırsının kurbanı oluyorsun.

Harese kelimesini açıklarken anlatılan ve referans olarak Livaneli’nin kitabını aldığımı bu hikâye oldukça etkileyici. Gerçekten hikâyeyi insanlara ve topluma uyarladığımız zaman inanılmaz derecede güzel bir ders ortaya çıkıyor. Gerçekten bir hikâye ve alınacak ders ancak bu kadar güzel olabilir diyorsun. Peki, bu hikâyenin doğruluk payı nedir? Anlatılan hikâyenin ve alınacak dersin kusursuz olduğunu söylüyoruz. Ancak gerçekten bu durumun bir karşılığı var mıdır? Bu konuda biraz daha detaya inmemiz gerekiyor.

Harese Kelimesinde İslam Kaynakları

Daha önce belirttiğimiz gibi Harese kelimesini araştırırken birçok İslam kaynağına değinmiştik. Bu incelemeler sonucunda hikâyenin anlatıldığı kaynakların bazıları Livaneli’nin kitabını gösteriyordu. Bazı söyleşilerde ise kaynak gösterilmediğini gördüm ancak muhtemelen onların da aynı kitabı referans aldığını tahmin ediyorum.
İslam dinini inceleyen ve bu konuda birçok kıssaya değinen güvenilir kaynakların hiçbirinde develerin başrolünde bulunan ve Harese kelimesine karşılık gelen bu hikâye ile karşılaşmadım. Bu yüzden İslam üzerine kıssalara yer verilen bu kaynakları listeden siliyorum. Bu hikâye, dini bir kıssa olmadığına göre geriye kitapta yer alan Arapça dili konusunda araştırmalar kalıyor.

Harese Hikâyesinin Bilimsel Karşılığı

Harese kelimesine bakıldığında develerin dikenli bir bitkiyi zevkle tükettiğine dair bir durumun söz konusu olduğuna değiniliyor. Dikenlerin ise develere öldürmeye kadar götürecek zararlar verdiği söylenmekte. Eğer böyle bir durum varsa belgeseller veya develerle ilgili diğer bilimsel kaynaklarda kesinlikle bu duruma yer verilmiş olmalı diye düşündüm. Ancak yaptığım araştırmalarda gördüm ki develerin bu durumu ile ilgili en ufak bir bilgi dahi bulunmuyor. Zaten mantıklı bir şekilde düşünüldüğü zaman doğada bulunan ve dikenli herhangi bir canlıyı tüketen bir diğer canlının, bu konuda bazı taktikleri bulunuyor. Bu taktikler veya doğal özellikler sayesinde bu dikenli canlıları tüketebiliyorlar. Eğer böyle bir özellik veya taktik mevcut değilse o canlının besin piramidinde, dikenli herhangi bir canlı yer almıyor.

Harese Kelimesi ve Arapça

Arap dilinde kelimelere bahşedilmiş birçok hikâye bulunur. Hatta bunları biraz araştırmaya kalkarsanız birçoğunun gerçekten harika olduğunu görebilirsiniz. Burada diğer dilleri Etimolojik olarak küçük düşürmüyorum. Neredeyse her dilin Etimolojik olarak incelendiğinde harika olduğu görülebilir.

Ancak Arapça dilinin bu konuda ayrı tutulmasının sebebi; Kur’an-ı Kerim’in anlaşılabilmesi için bu kelimelerin kökenine çok daha detaylı bir şekilde inilmesidir. Bu yüzden ortada Arapça bir kelime varsa, bu kelimenin kökeniyle ilgili araştırmalar yapıldığında elbet detaya ulaşılması gerekir diye düşünüyorum ve kolları sıvamaya başlıyorum.
Harese kelimesinin hırs konusunda ele alınmış olan hikâyenin oldukça güzel olduğunu daha önce belirtmiştik. Ancak Arapça sözlüklerde yaptığım araştırmalarda hiçbir şekilde bu hikâyeye dair bir iz rastlamadım. Sadece “Etimolojik Hikâyeler” isimli kitapta yer alan “Devedikeni” bölümünde buna benzer bir hikâye yer alıyormuş. Ancak bunun da herhangi bir kaynağa dayanmadığı konusunda hemfikiriz. Hatta bu konuda daha detaylı bir şekilde araştırmalar yapan yetkin kişilerin de herhangi bir bilgiye ulaşmadığına dair kaynaklar gördüm.
Görünen o ki Harese kelimesinin anlamını ifade eden ve Zülfü Livaneli’nin “Huzursuzluk” kitabında yer alan hikâye herhangi bir kaynağa dayanmıyor. Ancak hikâyenin güzelliği ve insani olarak uyarlandığında çıkartılması gereken derslerin mükemmel olduğu konusunda hepimiz hemfikiriz sanırım.


Yorum Yapın